Pages

Yıldizeli İlçesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yıldizeli İlçesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.11.2012

Yıldizeli İlçesi 24

Tekerlemeler: Çocuklar tarafından herhangi bir oyun içerisinde veya oyun öncesi ebe

seçiminde söylenen tekerlemelerden bazıları şunlardır:


Epenenek

El el epenek

Elden çıkan kepenek

Kepeneğin yarısı,

Bit bidenin karısı

Ebem yoğurt getirdi,

Pisik burnunu batırdı.

Pisik burnun kesile,

Minareden asıla.

Minarede bir kuş var,

Kanaıdnda gümüş var.

Allı gelin telli gelin,
Çek elinden birisinden birisini.

Portakalı Soydum

Portakalı soydum

Başucuma koydum

Ben bir yalan uydurdum

Duma duma dum

Kırmızı mum!

Açıl Kilidim

Açıl kilidim, açıl!

Açıl kilidim, açıl!

Bunun kilidi nerede?

Kedi kaçırdı.

Kedi nerede?

Ağaca çıktı.

Ağaç nerede?

Balta kesti.

Balta nerede?

Suya düştü.

Su nerede?

İnek içti.

İnek nerede?

Dağa kaçtı.

Dağ nerede?

Yandı, bitti, kül oldu!

O... Mo...

O... mo... kara do

Sime sime sime do

Lapatike lapatike bir bando.

Bilmeceler:

1- Hekâ hekti,

Çamura çöktü,

Çektiydim kuyruğu koptu. Cevap: Havuç

2- Hey hurtlar, huğurtlar!

Yusuf’u yiyen kurtlar!

Ayağından su içer,

Tepesinden yumurtlar. Cevap: Ekin

3- Yedi delikli tokmak,

Bunu bilmeyen ahmak. Cevap: İnsan başı

4- Çıt etmeden çalıya düştü. Cevap: Güneş

5- Dağdan gelir hefül hefül,

Ayakları halka demür

Vur başına otur, gemür. Cevap:Karpuz

6- Karnı küp gibi,

Boynu çöp gibi.

Isırınca sulanır.

Tadı şerbet gibi. Cevap: Armut

7- Dağdan gelir,

Taştan gelir.

Bağırır oğlak gibi. Cevap: Kağnı



8- Abdest alır, namaz kılmaz,

Cemaatten geri kalmaz. Cevap: Cenaze

9- Ezan okur, namaz kılmaz.

Avrat alır, nikah kıymaz. Cevap: Horoz

10- Dal üstünde kırmızı ışık. Cevap: Kiraz


GELENEKLER

SAYA GELENEĞİ

İlçe merkezinde ve köylerde “koç katımı”ndan yüz gün sonrasına denk gelen 25-26 şubat günleri “saya günleri”dir. Halk inanışına göre bu günler, kuzunun ana karnında tüylendiği günlerdir. Törene katılan gençler, kapı kapı dolaşarak şu manzumeleri okurlar:

Selam verdim selvi gelin,

Selamımı aldın mı?

Sayacı geldi, duydun mu?

Sağlak koyunu sağdın mı?

Sağlak koyunun anası,

Düü... dedi, meledi mi?

Çarpa çarpa yaladı,

Nenem kürdü, koyun otluğa durdu!

Ay karanlık gecede,

Görmüşsündür kurdu, koyun!

Ağ baldır yârim, koyun!



Gümbür gümbür yayarlar,

Ak kaymağın ağalara verirler.

Hey, biz iken biz iken!

Yedi yaşıma yettim.

Ee...bebem kara kız iken

Yedi yüz koyun güttüm.

Ahşar verdim alana,

Çıktı gitti belene.

Belende bir obası var.

Obası, yaylası kutlu olsun

Hem yoksula hem beyine.

Heresi hüresi

Kırklığa borat tepesi.

Biz açımızdan gezmiyoruz.

Bu, koyunun töresi.

Koyunun yüzü yetti,

Kuzunun tüyü bitti.

Şur’da elli gün kaldı,

25’i yaz, 25’i kış.

Hey, deyin uşaklar, hey!

Hey ne kaldı, ne kaldı?

Şur’da elli gün kaldı.

Elli günün ertesi,

Yoğurt çalar haftası.

Küpeciğe koyasın,

Gümbür gümbür yayasın.

Şu oğluma, şu kızıma diyesin.

Gönderin hanımlar, gönderin!

Yağdan, bulgurdan hey!

Hey hayadan hayadan!

Yılan aktı kayadan.

Açlığımızdan gelmedik

Töremiz var sayadan hey!

Dağda tavşan kovarım.

Düştüm, dizim ovarım.

Ergeninizi evermezseniz

Sizi evden kovarım.

Kılavuz geldi kapıya,

Yağ verelim tepsiyle.

Bir verenin kızı olsun,

İki verenin oğlu olsun.

Oğlan bize yoldaş olsun hey!

Bu manzumeler okunarak ev ev dolaşılır ve alınanlar, bir gün sonra helva ve pilav yapılarak birlikte yenir.

Bazı köylerde saya gezerken (saya sallarken) şenlik olsun diye, birine ayı elbisesi giydirilir ve boynuna çan takılır. Bir kişi de Arap olur, bunun kolların da zil takılır. Bazen de birkaç erkek çocuk, kız elbisesi giyerek dolaşır.

AD VERME GELENEĞİ

Sözlük anlamı ile ad, “insanın toplumsal ve bireysel kişiliğinin yanı sıra büyü ve gizem gücünü de belirten simge”dir. Ad, kişiliği oluşturan özelliklerden biridir. Bunun için de geleneksel yaşamın etkin olduğu yörelerde, yeni doğan çocuğa ad konması genellikle dinsel içerikli bir törenle olur. Seçilen adın, çocuğun geleceğini, karakterini, toplum içindeki yerini belirleyeceğine inanılır.

Çocuğa ad koyma, dinsel içerikli bir törenle yerine getirilir. Daha önce belirlenen ad, bu törenle çocuğa verilir.

Genellikle doğumdan sonra gelen bir hafta içinde çocuğa ad konur. Çocuğa ad koyma töreni evin en yaşlı kişisi tarafından gerçekleştirilir. Çocuğun sağ kulağına ezan okunup, sol kulağına da kamet getirildikten sonra, “Senin adın .....” denilerek ad koyma töreni gerçekleştirilmiş olur.

Yıldızeli yöresinde çoğunlukla kullanılan adlar ve bu adların söyleniş şekilleri:

Hüseyin: Üsüyn Süleyman: Sülüman

Ahmet : Ehmet Halil : Hallo

Ayşe : Anşa Necati : Necet veya Neco

Hasan : Hasso İsmail : İsmayıl

Mehmet : Memmet Recep : İrecep

Ramazan: Iramazan Nuri : Nurü

Bekir : Bekır Esma : Esme

İbrahim : İrbaham Mustafa : Mıstafa

Bahattin : Baho Selahattin: Selo

Esalettin : Esoç Fatih : Fati

Yunus : Yunis Rıza : İrıza

Yörede “Döndü, Döne, Yeter, Soner, Songül” gibi istek ve dilek bildiren isimler de sıklıkla kullanılmaktadır.


YILDIZELİ İLÇE TURİZİM




Ülkemiz son yıllarda dünya turizm pazarından önemli bir pay alsa da Sivas ili ve ilçelerinin dış turizm geliri yok denecek kadar azdır. Tarihi İpek Yolu üzerinde bir kavşak noktası olan ilçe günümüzde de Karadeniz Bölgesi’ni, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’ya; doğuyu, batıya bağlayan bir geçiş noktasında yer almaktadır. İlçemizin dış turizm geliri yoktur; ancak bilhassa son yıllarda iç turizmde hareketlilik gözlenmektedir.

İlçe merkezinde her yıl ağustos ayında geleneksel olarak düzenlenen Karakucak Güreşleri Kültür ve Sanat Festivali, Sıcak Çermik Kaplıcaları, Şifalı Ilıca Suyu, Banaz Köyü’nde her yıl temmuz ayında düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri, Yıldız Dağı, tarihi ve doğal güzellikleri, ilçenin iç turizm potansiyelini oluşturan etkinlik ve değerlerdir.

Karakucak Güreşleri

Yıldızeli, tanıtım eksikliğini her alanda olduğu gibi turizm alanında da hissetmektedir. M.Ö.4500’e kadar uzanan ve 6500 yıl içerisinde oluşturulan tarihi ve kültürel değerleri, şifalı suları, eşsiz doğası yeterince tanıtılamamış, gerekli yatırımlar yapılamamıştır.

İlçede bulunan C.Ü. Meslek Yüksek Okulu öğrenci yakınlarının ziyaretleri, E-88 karayolu üzerinde yer alan Osmanlı Petrol Tesisleri ve Total Petrol Tesislerinin yol güzergahından geçiş yapan araç yolcularına verdikleri hizmet ve Yıldızeli misafirperverliği ile sundukları eşsiz yöresel yemekler turizm hareketliliğinin bir parçasını oluşturmaktadır.

Yıldızeli-Sivas karayolu 21. km.sinde Yıldızeli ve Sivas mutfağından örnekler sunan Bizim Ev etnografik eserlerle yapılan dekorasyonu ve nefis damak tadı ile misafirlerini ağırlamaktadır.

İlçe merkezinde 40 yataklı ve kaloriferli Yuvam Oteli, ayrıca Sıcak Çermik Kaplıca merkezinde 5 otel faaliyet göstermektedir. Ayrıca Emniyet Amirliği’nin ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün misafirhanesi mevcuttur.
KAPLICALAR VE ŞİFALI SULAR

SICAK ÇERMİK

Sivas-Ankara Karayolu üzerinde, ilçeye 21 km mesafede, Sivas ilinin ve ilçenin en önemli kaplıca ve mesire yeridir.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı Başkanlığınca 2002 yılında yerinde ve laboratuarlarında yapılan analiz sonuçlarına göre; kaplıca suyunun termomineral sular grubu içerisinde yer aldığı, doğal sıcaklığının 20 Santigrat derecenin (43.3 C) üzerinde ve toplam mineralizasyonu 1000 mlg/L’nin (2818 mlg/L) üzerinde olduğu, sodyum, kalsiyum, bikarbonat ve karbondioksitli bir termomineral su niteliğinde olduğu tespit edilmiştir.

Romatizmal hastalıklar, kemik ve kireçleme hastalıkları, deri hastalıkları, kadın hastalıkları, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıklarında banyo kürleri şeklinde iyi gelmektedir. Kaplıca suyu içilmemektedir.

KAMAN MADEN SUYU

İlçeye 22 km uzaklıkta Kaman Köyü’nde yer almaktadır. Üç ayrı lokasyondan çıkış gösteren, yaklaşık 10 maden suyu kaynağından toplam debisi 3 lt/sn olarak ölçülmüştür. Kaynak sıcaklıkları 13-15 C arasında değişiklik göstermektedir.

Maden suları gazlı (muhtemelen C02), ekşimsi tatta ve berrak özelliktedir. Çevresinde kükürt, karbonat ve demiroksit çökeltileri bırakmaktadır. Halk arsında böbrek ve safra kesesi taşlarının tedavisinde etkili olduğu inancı yaygındır.

ILICA KAYNAK SUYU
İlçeye 9 km mesafede Ilıca Köyü’nde yer almaktadır. 2002 yılında yerinde ve laboratuarlarda yaptırılan analiz sonuçlarına göre suyun doğal sıcaklığının 20°C derecenin (35,5° C) üzerinde olduğu için, termal sular içerisinde sınıflandırıldığı, mikrobiyolojik, bakteriyolojik, kimyasal ve fiziksel açılardan temiz olduğu tespit edilmiştir.

Fiziksel ve kimyasal özelliklerinden dolayı banyo ve içme kürleri şeklinde tedavi amaçlı kullanılabileceği anlaşılmıştır. Florür içeriği nedeniyle florür noksanlığında ve özellikle çocuk, ergenlik çağı ve yaşlılıkta, diş çürüğü önlemlerinde günlük 1,5 mlg florür alımını geçmemek koşuluyla içme kürü şeklinde kullanımı uygundur. Hareket sistemi, kalp-damar sistemi hastalıkları, lokomotor sistem hastalıkları, sinir sistemi hastalıklarında da banyo kürü şeklinde kullanılabilir.

Şu anda üzerinde basit sistemle yapılmış banyolar mevcut olup, yapılacak yatırımlarla önemli bir kaplıca turizm merkezi olabilecek özellikler taşımaktadır.

BAKIRCIOĞLU ÇERMİĞİ(UYUZ ÇERMİĞİ)
Bakırcıoğlu köyünde kaya mezarının da bulunduğu mevkii de doğal mağara ve sıcak su kaynağı yer almaktadır.
Halk arasında uyuz çermik olarak geçmekte olup, suyun uyuz hastalığı ve sivilcelere iyi geldiğine inanılmaktadır.

FESTİVAL VE ŞENLİKLER

GELENEKSEL KARAKUCAK GÜREŞLERİ KÜLTÜR VE TURİZM FESTİVALİ

İlçenin kültür ve turizm potansiyeli ile tanıtımını sağlamak, ata sporumuz olan güreşi ilçe genelinde özendirmek ve yaygınlaştırmak, ilçe halkını birlik, beraberlik ve kardeşlik duyguları ile şölen havası içerisinde bir araya getirmek, çeşitli aktiviteler düzenlemek suretiyle insanların iyi ve hoş zaman geçirmesini temin etmek, ilçe merkezinde ekonomik bir canlılık sağlamak için düzenlenen festival her yıl daha büyük coşkuyla büyüyerek bayram havasında geçmektedir.

PİR SULTAN ABDAL ŞENLİKLERİ

Her yıl temmuz ayının ilk haftasında Pir Sultan Abdal doğduğu yer olan Banaz Köyü’nde törenlerle anılmaktadır.

Ankara Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı katkılarıyla 2003 yılında 14.’sü gerçekleştirilen Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleri, 28-29 Haziran 2003 tarihlerinde Banaz Köyü’nde düzenlenmiştir.Şenlikler kapsamında; açılış ve konuşmalar, şiir dinletisi , semah gösterileri, imza töreni, söyleşi, panel ve konser gibi etkinlikler yapılmıştır.

KÖY ŞENLİKLERİ

Büyük şehirlere göç veren ilçedeki bazı köylere, ilçe dışındaki vatandaşlarımızın yazın belirli günlerinde toplu gelmeleri ile Çırçır, Kaman, Demirözü, Kadılı, Davulalan, Merkez Sarıkaya v.b köylerimizde köy şenlikleri düzenlenmektedir.

Bu günlerde köylerde büyük canlılık olmakta, yapılan piknik ve sohbetlerle memleket özlemleri giderilmekte, kültür bağları canlı tutulmaktadır.

MESİRE YERLERİ VE YAYLALAR

Doğal çevrenin hızla kirlendiği ülkemizde, ilçe piknik ve mesire yerleri açısından oldukça zengindir. Eşsiz güzellikteki yaylaları, Çağlar ve Etyemez göletleri, Sivas karayolu üzerinde yer alan Karayolları Ahmet Eser Parkı piknik alanı,Sıcak çermik,Ilıca köyü, Yolkaya köyündeki alabalık üretim çiftliği, Çamlıbel, halk arasında yatır veya ziyaret olarak tabir edilen Şeyhhalil, Kevgir Baba (Yolkaya Köyü), Sarıkaya ve benzeri birçok yer mesire için olarak gidilen mekanlardır.

Ülkemizde son zamanlarda önem kazanmaya başlayan yayla turizmi için İlçe önemli bir potansiyeli barındırmaktadır. Çamlıbel, Toraç dağı, Yıldız Dağı, Yusufoğlan, Avcıpınar, Yolkaya, Alaca, Belcik, Karalar, Eşmebaşı yaylaları ilçenin eşsiz güzellikteki yaylalarından birkaçıdır.

Yıldizeli İlçesi 23

GİYİM-KUŞAM

Giysi, bir toplumun ve o toplumu oluşturan bireylerin zevklerini, yaşam tarzlarını ve karakterlerini yansıtır. Giysiler, bir toplum içerisinde anlaşma ve uzlaşma biçimidir. Aynı tarz giysileri giyen insanlar arasında toplum düzenini sağlayan gizli bir sözleşme vardır.

Giyim, beğeninin ve dolayısıyla uygarlığı ve ahlâkı etkileyen değerlerin ifadesidir. Toplumu ve devri sembolize eder.

Son yıllarda pek çok alanda olduğu gibi giyim-kuşam alanında da ülkemizde yörelere özgün çeşitlilik giderek kaybolmaktadır. Yıldızeli’nde yöresel giysileri artık dedelerimizin, ninelerimizin veya folklor ekiplerimizin üzerinde görebilmekteyiz.

Yıldızeli yöresinde eskiden erkekler fes veya şapka takar, şalvar ve cepken giyerlermiş. Fes, günümüzde sadece erkekler tarafından kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra –özellikle köylerde- kasket takma geleneği de devam ettirilmektedir.
Yörede eskiden kadınlar, üç etek, şalvar giyer; şal ve önlük takarlarmış. Köylerde hâlâ kadınlar tarlada çalışırlarken şalvar giymekte, madımak toplarken önlük takmaktadırlar. Kadınlar başlarını, “bürük” denilen yazmayla; genç kızlar ise, “İstanbul başı” denilen ve yüzü açıkta bırakacak biçimde örterler.


Köylerde ayakkabı olarak ise çoğunlukla çarıkların yerini lastik veya naylon ayakkabılar almıştır. Lastik ayakkabının parlak ve lüks olan çeşidine “cizlavut” denir.


YÖREYE AİT BAZI MANİ, TEKERLEME ve BİLMECELER

Maniler: Yıldızeli yöresinde mani söyleme geleneği genellikle kadınlar tarafından üç yerde ve biçimde devam ettirilmektedir:

1-Bulgur taşıyla bulgur çekilirken mani söyleme

2-Irgat gidildiğinde veya tarlada mani söyleme

3-Düğünlerde mani söyleme

Maniye maraz derler.

Gozele beyaz derler.

Ben sevdim, eller aldı.

Yana yana gez derler.

Ay doğar aşmak isyer.

Bal dodah yaşmah ister.

Şu benim cahıl gonüm,

Yâra gavuşmah ister.

Geden ay dutulur mu?

Bala duz gatılır mı?

Geceler bir yıl olmuş,

Yalunuz yatılır mı?

Sohu dibi gar imiş,

Gunden yannı erimiş.

Otuz iki meyvanın

En datlısı yârımış.

Al öynüğüm oğümde,

Gıvrım bağım belimde.

Çıhar çıhar sallanır,

Yâr gapının öğunde.

Oğlan adın İrecep,

Gun mü buldun gelecek?

Sohahlar buz bâlamış,

Düşüp de geberecek.

Gokde yıldız yüz altmış,

Gaşların keman çatmış.

İnsano’lun torpahdan,

Yârı nurdan yaratmış.

İlengerde duz olsam,

Böyük evde gız olsam.

Yâr gapıdan geçerken

Evde yalunuz olsam.

Çitim sarı, ben sarı,

Çitile gonmuş arı.

Benim bir seduğüm var:

Sızılmış oğul balı.

Defimin düzeni yoh,

Çalanın hezanı yoh.

Çıhdım çöplük başına,

Yârimden gozeli yoh.

Gediyom dur diyen yoh,

Kebap oldum yiyen yoh.

Ayrılık gomlâni,

Benden gayrı geyen yoh.

Yıldizeli İlçesi 22

Kelecoş: Kıyma ve soğan yağda kavrulduktan sonra “keş ayranı” ile karıştırılır. Bir müddet ateşte tutulduktan sonra çekilir. Kelecoş, bir kış yemeğidir.

Efelik Sarması (Evelik Sarması): Geniş yapraklar şeklinde olan efelik otu önce haşlanır. Bulgur, un, tuz, karabiber karıştırılarak harç yapılır ve bu harç efeliklere sarılarak pişirilir. Soğuduktan sonra üzerine sarımsaklı yoğurt ve tereyağı dökülür.
Ayran Çorbası (Gatıhlı Çorba): Bir kâse yarma, suda haşlanır ve soğutulur. Üzerine yoğurtla birlikte tereyağı ve kavrulmuş nane dökülür.

Mumbar: Baharat ve kıyma ile karıştırılmış olan bulgur, ince bağırsağa doldurulur ve kaynatılır. Haşlama işleminden sonra kızartılır.
Hıngel:Kareler şeklinde kesilmiş hamurların içine kaynatılmış ve ezilmiş patates konularak haşlanır. Haşlama işleminden sonra üzerine bolca tereyağı dökülür. Kesilen hamurlar, boş olarak da pişirilebilir. Boş pişirilen hamur ya yoğurtlanır ya da üzerine çökelek dökülerek yenir.

Bu yemeklerin yanı sıra yöreye özgü birçok çörek ve ekmek çeşidi de vardır: Pağaç, gilik, eşkili, iki yüzlü, karakız katmeri, gagala, gömbe (kömbe), çökelikli, bişi...

26.11.2012

Yıldizeli İlçesi 21

Aman gavahtan gazel endi,

Aman dibine gozel endi.

Aman bir öptüm, bir ısırdım,

Aman dişime nazar endi.

Aman gavahtaki gargalar,

Aman gavah dalın ırgalar.

Aman on beşine değen gız,

Aman fincan göbek ırgalar.

YILDIZELİ İLÇE  YEMEKLER
YEMEKLER

Beslenme, organik bir süreç olmasının yanı sıra aynı zamanda da kültürel bir olgudur. Farklı toplumların farklı kültürlere sahip oldukları bir gerçektir. Yemek yeme alışkanlıkları da kültürün bir öğesi olması nedeniyle çeşitli toplumlara göre farklılıklar gösterir. Bir insanın ne yediği, coğrafî koşullara bağlı olmakla birlikte onun kültürüne de bağlıdır.

Ülkemizde yemek yeme alışkanlıkları tarihsel olarak, bölgesel olarak; hatta köy, kent gibi yerleşim birimlerine göre de değişiklik gösterir.

Bir tarım ve hayvancılık ülkesi olan yurdumuzda hemen her çeşit sebze ve meyve yetişmektedir. Yemek yapmaya elverişli yabanî otlar yönünden de topraklarımız zengindir.
Hayvancılık, Türklerin tarih başlangıcından beri dayandıkları en önemli ve belki de zaman zaman tek ekonomik temel uğraşısı olmuştur. Buğday ise Türk halkı ekonomisinin ikinci temelini oluşturur.

Türk mutfağının birinci zenginlik sebebi, yukarıda saydığımız yiyecek ve içecek hammaddesi kaynaklarımızın bolluğu ve çeşitliliğidir. Günümüzde Anadolu’da sofra düzenleriyle, pişirme yöntemleriyle, kış için hazırlanan yiyecekleriyle, araç-gereçleriyle ve yemekleriyle zengin bir mutfak kültürü yaşamaktadır.
Yıldızeli yöresi de mutfak kültürü açısından zengin bir ilçedir. İlçeye özgü yemeklerden bazıları şunlardır:

Ekmek Aşı (Ekmâşı): Soğan yağ ile kavrulur, içine kıyma ve bulgurla birlikte su ilave edilir. Kızartılan ekmek dilimleri yemek içine konulur.
Madımak: İlkbaharda kırlarda çok görülen yabanî bir ot olan madımak, toplandıktan sonra çöpleri ayıklanarak yıkanır ve doğranır. Doğranan madımaklar bulgurla karıştırılır, içerisine biraz kemikli et veya pastırma konularak pişirilir. Yemek soğuduktan sonra yoğurtlanarak da yenilebilir.

Su Böreği (Subürâ): Hamur, küçük küçük kareler şeklinde kesilir ve kaynatıldıktan sonra süzülür. Üzerine sarımsaklı yoğurt ve tereyağı dökülür.

Yıldizeli İlçesi 20

Oyunculardan biri, “Ey, eşim eşim! İstanbul’dan dokuz goz geldi, bunu gıssa gıssa kim gısar?” diye eşine sorar. Eşi de oyunda bulunanlardan birinin adını söyler: “......gısar!” Kime “Gısar” denmişse sözü onun eşi alır ve kendi eşini savunur. Kendi kendini savunan, duraksayan, dili sürçen yanar ve “goz gısmış” olur.
Dokuz hatadan sonra oyun biter ve hata yapanlara seyredenler tarafından ceza verilir. (Türkü söyleme, hayvan taklidi yapma vb.)

Bu grup içerisinde sayabileceğimiz “kabak, turp, yüzük saklama, askerlik” gibi oyunlar da vardır.

FOLKLOR (HALK OYUNLARI)
Yıldızeli, halk oyunları yönünden zengin bir ilçedir. Sivas yöresinde oynanan oyunların hemen hemen hepsi Yıldızeli’nde bilinmekte ve oynanmaktadır. Oyunlar genellikle kadınlar ve erkekler tarafından ayrı ayrı oynanmakla birlikte karışık olarak oynanan oyunlar da vardır. Sivas Halayı, Abdurrahman Halayı, Hoş Bilezik, Bice, Madımak, Çökelik (Çökelek) ve Semah, ilçenin en önemli halk oyunlarıdır. Bütün bu oyunlar, davul-zurna ya da bağlama eşliğinde icra edilir. Ayrıca Çerkezler tarafından oynanan “Kafkas” oyunu da vardır ki bu oyun, akordiyon eşliğinde icra edilir.
Sivas Halayı, yörenin yaşamını sembolize eden figürlerle taşır. Oyunun başındaki yavaş figürler, yöre insanının dinlenme zamanı olan kış aylarını; hızlı figürlerse durmaksızın çalışılan yaz aylarını anlatmaktadır. Madımak oyunu ise madımak toplarken yapılan hareketlerin figürler şeklinde sunulmasından ibarettir.

Davul-zurna ya da bağlama eşliğinde oynanan oyunların yanı sıra bir türküyü karşılıklı gruplar halinde söyleyerek oynanan oyunlar da vardır:

Yıldizeli İlçesi 19

ŞAKA MAHİYETİ TAŞIYAN OYUNLAR
Ayakkabıya Girme: Köy veya düğün odasında oturanlardan biri, sohbet arasında “ayakkabısının içine girebileceğini” iddia eder. Bunu üzerine birisiyle iddiaya girilir. Dışarıdan getirilen bir ayakkabı içine oyuncu birkaç kez balıklama atlar; ama bir türlü ayakkabıya giremez. Bunun sebebinin göz değmesi olduğunu söyler ve oyunu bilmeyenlerden birinin gözlerinin tutulmasını ister. Gözleri tutacak kişinin ellerine kömür karası veya un sürülmüştür. Gözler tutulur ve gözü tutulan kişinin yüzü,kömür karası veya unla iyice boyanır.

Yıldızlara Bakma: Kalabalık bir ortamda, konuşulanların bittiği, ortamın sessizleştiği bir anda bir kişi “ ceketin kolundan baktırıp yıldızları gösterebileceğini” iddia eder ve orada bulunanlardan birine bunu tatbik eder.
Oyunu yapanın adı “ Ahdar Hacâ” dır. “ Benim adım Ahdar Hacâ , ben adımı sorduğumda söylemelisin!” der. Ceket, oyunun kurbanının kafasına sarılır ve ceketin kolundan yukarı bakabilmesi sağlanır. Ahdar Hacâ,. ceketin kolundan: “ Benim adım ne?” diye sorar. O da cevap verir: “Ahdar Hacâ!” Bunu üzerine ceketin kolundan bir sürahi su akıtılır.

Bu grup içerisinde sayılabilecek “değirmen, tarla bölüşme, kim vurdu, tabaktan tabağa su geçirme” gibi oyunlar da vardır.


TOPLU BİR ŞEKİLDE OYNANAN BECERİ OYUNLARI

Kayış Kızdı: Sekiz-on kişi , ayakları birbirine temas edecek şekilde karşılıklı oturur. Dizler biraz kırılarak altta kayışın (kemerin) geçebileceği kadar bir boşluk bırakılır. Kayış, el yordamıyla bacaklar altından hızlı bir şekilde geçirilerek döner. Bu esnada kayışın kimde olduğunu ortada duran ebeye fark ettirmemek için ellerle yere vurularak gürültü çıkarılır. Ebe görmeden kayış bacaklar altından çıkarılarak sırtına vurulur. Ebenin tek tahmin hakkı vardır. Vuran kişi bulunana dek oyun devam eder. Kayışı yakalatan ebe seçilir.


Koz Kısma (Goz Gısma): Hızlı konuşabilmeye, duraksamamaya ve dikkate dayalı bir oyundur. Herkes kendine bir eş seçer ve eşler, ayaklarını birbirlerine yaslayarak karşılıklı otururlar. Ayaklar karmaşık bir şekildedir; fakat birbirlerini uyarabilmeleri için eşlerin ayakları temas eder durumdadır.

Yıldizeli İlçesi 18

Gelin alayı köye indikten sonra yemekler yenir, gelin hazırlanır. Gelini evden, erkek kardeşiyle babası çıkarır. Gelin alınır ve yola çıkılır. Yol boyunca bazen duraklanıp halaylar çekilir. Gelin attan veya arabadan indirilirken bir kişi, “Gelin attan inmiyor!” diye seslenir. Damadın babası da “Kırmızı düve onundur!” şeklinde bir bahşiş verir ve gelin attan indirilir
Gelin, attan inerken ayaklarının altına ters çevrilmiş bir kazan konur ve buna basması sağlanır. Eşiğin üzerinde bir tahta kâşık vardır, gelin eve girerken bu kaşığa basar ve kırar. Ayrıca damat tarafından gelinin başından para ve çerez saçılır. Gelin eve girdikten sonra ona şerbet ikram edilir. Bu sırada gelini görmeye gelecekler için gelin odası hazırlanır.

Damat evinde hazırlanan yemekler, çoluk çocuk herkese ikram edilir. Bu yemeğin adı
“gelin yemeği” dir. Akşamleyin verilen yemekse “güvâ yemeği”dir.

Yatsı ezanı okunduktan sonra damatla sağdıç, namaza gider. Namaz sonrasında cami cemaati ve imam eşliğinde eve doğru gidilirken ilahiler okunur. Evin önünde imam duasını yapar ve damat yumruklanarak içeri gönderilir.


SEYİRLİK OYUNLAR

Köylüler düğünlerde eğlenmek, kışın köy odalarında boş zamanlarını değerlendirmek için aralarında oyunlar çıkarırlar. Böylece öteden beri süregelen oyun geleneğini devam ettirmiş olurlar. Günlük hayatın çeşitli yönlerini konu edinen bu oyunlar, eğlendirici bir yapıya sahip olmakla birlikte yeni yetişen nesle toplumsal yaşayışın kurallarını da öğretir. Yıldızeli yöresinde genellikle düğün ve köy odalarında oynanan oyunları iki başlık altında toplayabiliriz:

Yıldizeli İlçesi 17

Bu deyişlerle kızın elbiseleri giydirilir, kız ve anası bu sırada ağlar. Kına yakımından sonra genç kızlar da “Darısı bizim olsun.” der ve aynı kınadan ellerine yakarlar.


Damadın kınasında ise kız tarafının aksine şenlikler yapılır. Davul-zurna eşliğinde halaylar çekilip oyunlar oynandıktan sonra damatla sağdıç, düğün odasının ortasına getirilerek salâvatlar eşliğinde kına yakımına başlanır. Damat, orada bulunan yakınlarından birisi bahşiş (bir inek, bir tarla...) vermeden elini açmaz. Bahşiş verilip el açıldıktan sonra kına yakımına başlanır ve bir tepside herkese leblebi sunulur. Bu sırada damadın arkadaşları, damada leblebi atar, iğne batırırlar.
GELİN ALMAYA GİTME

Gelin almaya, erkek tarafından büyük bir topluluk katılır. Köy aşırı gidilecekse atlar, arabalar, traktörler hazırlanır. Düğün kâhyasını veya görevlendirilen başka birini - Buna “yozucu” denir- kız tarafının gençleri karşılarlar. Yozucu, elindeki heybeyi vermezse onu suya atarlar.

Karşılamada iki tarafta da bayrak bulunur. Kafileler yaklaşınca durulur. Gelin tarafı, damat tarafı bayraktarına şu dörtlüğü okur:


Bayraktar , bayrağını kaldır,

Yönünü kıbleye dönder,

Pîrine bir selam gönder!

Verelim Muhammed’e salâvat sellelloo... Muhammed!


Damat tarafı bayraktarı karşılık verir:

Bayraktar bayrağını kaldırdı,

Pîrine selam gönderdi,

Yönünü kıbleye dönderdi.

Verelim Muhammed’e salâvat sellelloo... Muhammed!
Karşılıklı söylenen bu tür deyişlerden sonra gelin tarafı çeşitli muammalar sorar. Muamma bilinirse yol açılır, bilinemezse güçlük çıkarılır ve sonunda bahşiş alınarak yol açılır.

Muamma: Dünkü günün adı ne?

Bugünkünün tadı ne?

Yer altındaki caminin
İmamının adı ne? Cevap: Sultan Süleyman

Muamma: Hey halladı halladı!

Minareyi kim salladı?

Minarenin başında

Karıncayı kim nalladı? Cevap: Sultan Süleyman
Yol açıldıktan sonra düğüncüler, şu dizeleri okur ve yürürler:



Kaleden indik düze,

Eyvallah hepinize!

Yol verin ağalar bize!

Yıldizeli İlçesi 16

ÇEYİZE BAKMA

Davetliler, okuyucunun çağrısına göre genellikle salı günü- çeyize bakmaya giderler. Çeyize bakma, kızın hazırladığı eşyalarla erkek tarafının aldığı eşyaların sergilenmesinden ibarettir. Akşamleyin damat evinden sekiz-on kişi “çeyiz yazma”ya gider. Çeyiz, yazıldıktan sonra damat evine getirilir. Çeyizin evden çıkarılacağı sırada kızın erkek kardeşlerinden biri, çeyiz sandığına oturur ve bahşiş almadan kalkmaz.
KINA GECESİ

Düğünün en zevkli bölümü olan kına gecesinde geline kınası yakılır ve bu sırada türküler, maniler söylenir. Burada söylenen maniler ve türküler genellikle yanık ve içli olur.

Gelin kız, bir mindere oturtulur, annesi gelir ve onun boynuna sarılır. Bu sırada maniler söylenerek kız ağlatılır. Kızın sağ eli tutularak bir yastık etrafında gezdirilirken şunlar söylenir:
Ay dolandı, gün durdu.
Gün dolandı, ay durdu.
Elif durdu, mim durdu.
Muhammed Mîraçta iken
Sağ yanına kim durdu?
Allah Allah illallah! Verelim Muhammed’e salavat sellelloo... Muhammed!
Ay dolandı, gün durdu.
Gün dolandı, ay durdu.
Elif durdu, mim durdu.
Muhammed Mîraç’ta iken
Sağ yanına kim durdu?
Allah Allah illallah! Verelim Muhammed’e salâvat sellelloo... Muhammed!
Bunlar söylenirken gelinin kınası yakılır ve mani söylemeye devam edilir:
Tasta kına eziliyor,
Ak ellere diziliyor,
Keklik gibi süzülüyor.
Kız anam, kınan kutlu olsun!
Baban Bursa’dan geldi mi?
Bursa kınası aldı mı?
Gelin olduğunu bildi mi?
Kız anam, kınan kutlu olsun?


Atladı geçti eşiği,
Sofrada kaldı kaşığı,
Büyük evin yakışığı
Kız anam, kınan kutlu olsun!
 
Anam beni haslarınan haslasın,
Gül suyuyla siyah saçım ıslasın,
Anam beni el oğlu için beslesin.
Şen anam, şen babam, evin şen olsun!


Anam kirmenini alsın eline,
Çıksın baksın gurbet elin yoluna.
Kız gelin gördükçe bağrı deline.
Şen anam, şen babam, aha ben gidiyom!
Eviniz şen olsun!


Atlarını tepe tepe geldiler.
Geldiler de avlumuza doldular.
Anamın elinden beni aldılar.
Sus, ağlama anam, eller böyl’olur!
Bahçenizde açan güller,
Soldurmasın esen yeller.
Bu gün misafirim ana,
Sabahtan götürür eller!

Yıldizeli İlçesi 15

PAZARLIK

Kızın çeyizini hazırlamak ve gerekli diğer eşyaların alınması için şehre gitmeye “pazarlık” denir. Kızın kardeşlerine, annesine, babasına ve kendisine çeşitli hediyeler alınır. Erkek kardeşe alınan hediyeye “kardeş yolu”, anneye alınana da “ana yolu” denir.


ERKEK TARAFINDA DÜĞÜNÜN BAŞLAMASI

Düğünün başladığı akşam erkekler, “düğün odası” olarak seçilen yerde toplanır ve “düğün kâhyası”nı seçerler. Artık düğün süresince bütün işler Düğün Kâhyası’ndan sorulur. O sabah okuyucu, yufka (yuha) açılmasına, çeyize bakmaya, kına gecesine ve gelin almaya bütün köy halkını davet eder.
Yufka yemeğine bütün kadınlar gelir, hazırlanmakta olan yufka ve aşureden yerler, getirdikleri unu da düğün evine bırakırlar. O gün düğünün başladığına işaret olarak bayrak asılır. Düğün bayrağının ucuna soğan veya patates çivilenir ve onun etrafına çeşitli renklerde krepler bağlanır. Düğün, davul-zurnanın çalmaya başlamasıyla hareketlenir.

KIZ TARAFINDA DÜĞÜNÜN BAŞLAMASI

Kız tarafında ilk gün okuyucu, “okuntu”yla gezer. Okuntuda düğüne çağırılacak kişiye göre hediyeler (terlik, şeker, bardak...) bulunur.


GÜVEY YIKANMASI

Bayrak kalktıktan sonra güvey (guvâ), hamama veya Köyün yunağına götürülür; sağdıç (sâduç) ve gençler tarafından yıkanır. Buna “guvâ çimdirmesi” denir.


Yıldizeli İlçesi 14

NİŞAN

İlçede yapılan nişanlar, genellikle salonlarda yapılır; köylerde ise şerbetle beraber olur. Söz kesiminden sonra karalaştırılan günde erkek ve kız tarafı, akraba ve komşuları şerbet ve nişana davet eder. Şerbet içme günü genellikle perşembe veya pazar günü olur. Davet edilenler kız tarafında toplanırlar. Orada bir tepsi içerisin de erkek tarafından getirilen çay, şeker, sigara vb. bulunur. Bir süre konuşulduktan sonra kız tarafından bir kişi , ortaya konulan tepsiyi kastederek: “Hazırlıklarınıza bakılırsa herhalde mevlit okutacaksınız!” gibi bir latifede bulunulur.
Kız tarafından yaşlı birisi, imama: “Efendi, bu meclisin bir maksadı var, iş pek öyle mevlit işine benzemiyor!” diyerek karşı tarafa söz açma hakkı tanır. Karşı taraftan biri de söz kesmede olduğu gibi dünürlüğü tekrar eder, bu hayırlı iş hakkında cemaatin görüşlerini sorar. Orada bulunanlar: “Uygundur!” şeklinde görüşlerini belirttikten sonra, daha önce hazırlanmış olan renkli şerbet ikram edilir.
Şerbet, büyük bir kap içerisinde ortaya getirilir. Şerbet dağıtıcısı “Tas batmıyor!” diyerek düğün sahibinden bahşiş koparır. Şerbetten sonra erkek tarafından gelen nişancılar, hediyelerini ortada gezdirilen tepsiye bırakırlar.

NİŞAN-DÜĞÜN ARASI GELENEKLER
Nişandan sonra hediye ve takılar, bir sini içerisine konularak kız evine getirilir. Komşular bu eşyalara bakmak için toplanırlar. Kız tarafı da oğlana alınan hediyeleri şerbetle birlikte gönderir.

Nişan-düğün arası genellikle altı ay- bir yıl sürer. Bu süre içerisinde geçen bayramlarda kız evine bayramlıklar gider. Ramazan ayı içerisinde “iftarlık götürme” geleneği, Kurban Bayramında ise “kurbanlık koç götürme” geleneği yerine getirilir. Kurbanlık götürülecek olan koç süslenir ve alnına bir altın takılır.

Nişanlılık süresince oğlan ve kız, gizli olarak buluşur ve görüşürler.
SÖZ KESME veya SÖZ ALMA

Düğünle ilgili işlerin görüşülüp, düğün gününün kararlaştırılması için damadın babası, kız evine giderek düğün günü için onay alır.

Yıldizeli İlçesi 13

DÜNÜRLÜK
İlk dünürlük kadınlar tarafından yapılır. Oğlanın anası ve yakınlarından birkaç kadın, kız evine giderek kızın ailesine kızlarını beğendiklerini söyleyerek dünür olurlar. İlk dünürlükte kız tarafının vereceği cevap: “Hele biz biraz düşünelim. Allah yazdıysa olur.” şeklindedir.

Birkaç günlük düşünme müddetinde her iki taraf da birbirini araştırır. Bu süre sonunda dünürlük tekrarlanır. Eğer kızın verilmesi uygun görülmüşse verilecek cevap: “Allah yazısına ne diyelim; ama bir de babaları görüşsünler.” şeklinde olur. Şayet kız verilmeyecekse münasip bir cevap verilir.
Kadınlar arasındaki görüşmeden müspet bir sonuç alınırsa, bu kez babalar görüşerek işi neticelendirirler ve söz kesme gününü karalaştırırlar.


SÖZ KESME

Kararlaştırılan günde oğlanın babası, hatırı sayılır birkaç komşu, akraba ve imamla birlikte kız evine giderler. Kız tarafı da aynı şekilde yakın akraba ve komşularını söz kesmeye davet eder. Akşamleyin kız evinde toplanılır. Bir süre oturup, tanışıp kaynaşıldıktan sonra imam veya yaşlılardan biri sözü asıl meseleye getirerek dünürlükte bulunulur: “Allah’ın emri,Peygamberin kavli ile kızınız ..........’ı oğlumuz ..........’a istemeye dileyi geldik.” der.
Kız tarafının sözcüsü: “Allah’ın emrine ne diyelim, bizi hısımlığa kabul etmeniz, bizim için bir şereftir; çok mehel, çok münasiptir” diyerek hısımlığın kabul edildiğini bildirir.

İmam, başlatılan işin hayırlı uğurlu olmasını dileyen duayı okur ve orada bulunanlar da hayırlı dileklerde bulunurlar. Söz kesimi sonunda çay veya kahve ikram edilir.

Bazı köylerde çok nadiren de olsa başlık adeti bulunduğundan başlık miktarıyla birlikte takılacak takılar da söz kesme sırasında etraflıca karara bağlanır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız