İslami Paylaş Paylaştır . Bayram Büyükoruç, Koştum Geldim, Aşkınla Yandır Video
14.04.2016
14.07.2013
Madalyonlar Teodorico Modeli
Madalyonlar Andreuzzi Modeli
Madalyonlar Andreuzzi Modeli
Madalyonlar, Andreuzzi, Modeli
Çeşitli Kaplamalarda Ve Döşemelerde Kullandığımız Madalyon Modeli
Çeşitli
Kaplamalarda Ve Döşemelerde Kullandığımız Madalyon Modeli - See more
at: http://sivas-ahsap.blogspot.com/#sthash.RW5sSJgX.dpuf
Çeşitli
Kaplamalarda Ve Döşemelerde Kullandığımız Madalyon Modeli - See more
at: http://sivas-ahsap.blogspot.com/#sthash.RW5sSJgX.dpuf
Çeşitli
Kaplamalarda Ve Döşemelerde Kullandığımız Madalyon Modeli - See more
at: http://sivas-ahsap.blogspot.com/#sthash.RW5sSJgX.dpuf
13.07.2013
Ulaş İlçe Tanıtımı 1
SİVAS İLİ ULAŞ İLÇESİ
ULAŞ İLÇE TANITIM
ULAŞ İLÇE TANITIM
Sivas ilinin bir ilçesidir
ULAŞ İLÇE COĞRAFYACoğrafi Yapı
Ulaş ilçesi, Sivas il merkezine 37 kilometrelik mesafededir. Ulaş ilçesi, Sivas İli’ nin güneyinde, Tecer Dağı’ nın eteğinde, Sivas-Malatya Karayolu üzerindedir. Sivas il merkezine 37 kilometrelik mesafede bulunan Ulaş ilçesinin doğusunda Hafik ve Zara ilçeleri, güneyinde Altınyayla ilçesi, güneydoğusunda Kangal ilçesi, kuzey ve kuzeybatısında Sivas İli bulunmaktadır. Ulaş İlçesi, Malatya’ya 210, Kayseri’ye 180, Ankara’ya 480, İstanbul’a 967, İzmir’e 1102, Adana’ya, 369 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Ulaş ilçesinin Kangal ilçesine uzaklığı 45, Gürün ilçesine 100, Altınyayla ilçesine 25, Şarkışla ilçesine 80 kilometre uzaklıktadır.
İlçenin Yüzölçümü 1169 km2 dir. Denizden ortalama yüksekliği 1320 metredir.
İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan Sivas İli’ne bağlı olan Ulaş ilçesi, Doğu Anadolu Bölgesinin batı kesiminde, İç Anadolu bölgesinin doğu kısmında yer alır. Doğal bir Türkiye haritası üzerinde dikkatli bir inceleme yapıldığı takdirde, Ulaş ilçesinin doğu tarafı Hafik, Zara ilçeleri, güneyinde Kangal ilçesi, güney batısında Altınyayla ilçesi bulunmaktadır. arasında kalan kısımlar sanki bir doğal çizgi ile ayrılmış gibidir.
Bu çizgi batıda Uzunyayla ve Tahtalı Dağlarına, doğuda Tecer dağlarının kıvrılarak doğuya doğru uzandığı yüksek platolar ile Tohma vadisini oluşturan havzanın kuzey kesimine kadar uzanan ve burada Uzunyayla ile bitişen yüksek platoyu diğerlerinden sanki özel olarak çizilmiş bir hat ile ayırır. İşte bu yüksek plato, İç Anadolu bölgesinin Karadenize doğru alçalarak serilen bir yüzüdür. Bu yüsek platoya (Altınyayla ve Şarkışla ilçesi topraklarına) düşen yağmur ve kar suları derelerde toplanarak Kızılırmak yoluyla Karadeniz’e Ulaşırlar.
Bu platonun (Şarkışla ve Altınyayla ilçelerinin) doğusunda yer alan Tahtalı Dağları’nın batı kısmından Uzun yaylanın güneyi ve doğusundaki sular (Zamantı/Samantı), Ceyhan ve Seyhan ırmaklarının kaynaklarını oluşturarak Akdeniz’e Ulaşırlar. Altınyayla ilçesinin doğusunda ve güneyindeki Çayırova suyu ile Kuşkayası ve Deliktaş’ın güneyindeki sular Kangal balıklı Tohma Suyuna karışarak Fırat ırmağına ulaşır.
Tecer dağlarının güney eteklerinden, Deliktaş yöresi, Çetinkaya, bölgesinden güneye ve doğuya doğru ayrılan sular çeşitli derelerde toplanarak Yılanlı çayı, ve Divriği Çaltı suyuyla birleşerek Mercan dağlarının yer aldığı bölgeden Karasu yoluyla Fırat Irmağı’na kavuşur. Kısacası Ulaş ilçesi, Doğu Anadolu ile İç Anadolu’yu birbirinden ayıran, bir başka deyimle Karadeniz ile Akdeniz havzalarına ait meyillerin birbirinden ayrıldığı yüksek platoda yer alır. Ulaş ilçesi, Tecer Dağı’nın kuzeyinde kurulmuş olup, genelde düz bir araziye sahiptir. İlçenin güney tarafı, Tecer sıradağlarının uzantısı halinde batıdan doğuya doğru uzanır.
Bu sıradağlardan Altınyayla ilçesinden Ulaş sınırları içerisine giren ve burada kesintiye uğrayan Kurmaç Dağları bulunmaktadır. Kurmaç Dağları, Altınyayla’dan devam edip ilçe sınırları içerisine giren Karatonus Dağları’nın ilçedeki ismidir. Dik kulak adı verilen bu dağlar,bir bakıma Kangal ile sınırı oluşturur. İlçenin diğer önemli dağı Tecer Dağı’dır. Tecer Köyü önlerinde dik ve sarp şekilde birden yükselen Tecer Dağı’kuzeydoğuya doğru uzanır. İlçenin en önemli vadisi Tecer Vadisi’dir. Tecer Dağı’nın eteklerinden başlayıp, Sivas yakınlarındaki Taşlıdere’ye kadar devam eder. 20 km.
uzunluğundaki bu düzlüğün genişliği iki-üç km. arasında değişir. Bugün bu bölgede devam eden Karacalar Barajı ve sulama sistemi sayesinde sulu tarıma geçilmekte ve 2009 yılında deneme sulamaları yapılmaktadır. Altınyayla İlçesinden Ulaş sınırları içerisine uzanan Karatonus ovası Meyilli bir iniş halinde Tecer Vadisine kadar uzanır. Bu düzlüğün Ulaş sınırları içerisindeki kısmı, Ulaş Devlet Üretme Çiftliğinin işletme alanı olarak kullanılmaktadır.
ULAŞ İLÇE EKONOMİ
Ekonomik Yapı
Ulaş ilçesi halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ticaret ve sanayi gelişememiş ve tarım ve hayvancılıkta da yeterli düzeye henüz Ulaşılamamıştır. Bu nedenle ilçe halkı büyük bir kısmı büyük kentlere göç etmişlerdir. Günümüzde de göç olayı halen devam etmektedir.
Ulaş ilçesinde, ticari hayatı bölge ölçeğine göre canlıdır. İlçe de pazar haftada bir gün, Pazar günü kurulmaktadır. İlçedeki hayvan pazarı bölge ticaretinde önemli yeri vardır. İlçede buğday, arpa gibi tarım ürünleri ile canlı hayvan ve hayvandan üretilen gıdalar satılmaktadır. Hayvancılık konusunda; boğa, inek, düve küçükbaş hayvanlardan Akkaraman koyunu ve toklu yetiştirilmektedir. Hayvan ürünlerinden süt, yumurta, civciv, yapağı, deri ve et istihsali yapılmaktadır. Bunun yanı sıra Kayseri-Sivas-Malatya karayolunun Ulaş ilçesi’nde geçmesi ilçe ekonomisini ticari yönden olumlu etkilemektedir.
İlçede bir adet banka (Ziraat Bankası) şubesi bulunmaktadır. İlçemiz ve köylerinde ağaçlandırma çalışmalarına hız verilmektedir. Önceki yıllara göre kavak ve selvi yetiştirilmesinde düşük karlı olmaları nedeniyle azalma olmuştur. Alabalık üretimi giderek kapasite arttırmaktadır. Arıcılık üretiminde gerekli projeler sağlıklı yapıldığı takdirde ilçe ekonomisine çok büyük katkıları olacaktır.
ULAŞ İLÇE EL SANATLARI
El Sanatları
Anadolu’nun her neresinden olursa olsun dokunan tüm halı, kilim, vb. gibi tüm el sanatlarının üzerlerinde desen veya süslemeler olarak kullanılmış birçok “im” ve birçok “yanış” bulunmaktadır. Bu imler halı, kilim, seccade, yastık, yaygı gibi el sanatlarının üzerinde bol miktarda bulunmaktadır. “imler” ve “yanışlar” yüzlerce, binlerce yıllar öncesinden günümüze kadar ulaşmışlardır. Bir toplumun kültürel yönünü ve yaşamsal konulardaki karakteristik özellikleri hakkında bilgiler vermektedirler. Türk el sanatları incelendiğinde çok açık ve net bir şekilde Anadolu kilim, halı, seccade, yolluk gibi el sanatlarında Orta Asya’dan günümüze kadar tüm Türk tarihine aynı paralellikte Türk Milletinin yaşamı ve karakteri hakkında çok önemli bilgiler vermektedir.
Bu nedenle Ulaş ilçesi el sanatlarındaki tüm özellikler, Sivas yöresi halı-kilim ve diğer el sanatları grubuna girmektedir. Ulaş ve yöresindeki el sanatları, Malatya, Sivas, Elazığ, Kars, Ağrı, Tunceli ve Erzincan bölgesi el sanatlarından büyük ölçüde etkilenmiştir. Özellikle Elbey yöresi özelliklerini taşımaktadır.
Anadolu halı ve kilim dokumacılığında kullanılan her desen ve motifin kendine göre bir anlamı vermiş olduğu bir mesajı vardır. Halı ve kilimlerde kullanılan renklerin belirli anlamları bulunmaktadır. Örneğin; daire sonsuzluğun simgesi kabul edilmektedir. Nilüfer çiçeği mutluluk simgesidir. Yeşil renk: Muradı ve sevgide karışıklığı simgeler. Beyaz renk: Her zaman saflık ve kutsallığın simgesidir. Siyah renk: Hata ve yanlışlıkların simgesidir. Kırmızı renk: Hareketliliğin ve din sevgisinin sembolüdür. Sarı renk: Kötülük ve üzüntünün simgesidir. Sararıp solmayı simgeler. Mavi renk: Güç ve doğruluğu, umudun simge olarak kabul edilmiştir. El sanatlarında kullanılan motiflerden bir kısmı nesnel varlıkları sembolize ederken bir kısmı da soyut kavramları sembolize etmek için kullanılmışlardır. Soyut sembole örnek ise, ölümsüzlüğü ifade eden Sivas’ ın önemli değeri “Hayat Ağacı” motifidir.
Yöremizde el sanatları toprağa bağlı gerisinde ikinci bir uğraş şeklindedir. Köyümüz insanın uğraştığı el sanatları halı dokumacılığı, kilim, yastık, heybe gibi ürünlerdir. Bu el sanatları işçiliği, özellikle iş mevsiminin dışında ve kış aylarında yapılır. Çünkü kış dönemi insan gücüne en az gereksinim duyulan mevsimdir.
Dokumacılık, Yöremizde yapılan tezgahlarda yapılmaktadır. Bu tezgahlara, ıstar ve culfalık adı verilmektedir. Istar ve culfalık ağaçtan basit bir şekilde yapılmıştır. Yün kilimler, ipten kağnı çuvalları, halı yastık, çalma yastık ve çalma heybe ıstarda dokunur. Kilimler ıstarda 60-70 cm eninde 3-4 m boyunda parçalar halinde ve desenli olarak dokunur.
Anadolu’nun yöresel farklılıkları çeşitli renklerle çeşitli ipliklerle örülmüş olan çoraplara da yansımıştır. Çorap örme işi genellikle köylerde ve şehirde ziraat veya tarımın bağ ve bahçe işlerinin yapılmadığı zamanlarda özellikle de kış aylarında örülmektedir.
Anadolu’da örülmekte olan çorapların içinde Sivas çorapları, Sivas içinde de ilçelerinde dokunan çorapların apayrı bir yeri ve özellikleri vardır. Ulaş ilçesinde de Sivas’ın diğer ilçelerinde olduğu gibi, çoraplar renkli ve desenli, kısa ve uzun olmak üzere iki türden yapılmaktadır. Eskiden yöremizde dokunan çoraplar, sadece ayağa giyilen bir eşya değil, aynı zamanda motif ve renkleri ve desenleriyle, giyenlerin cinsini (erkek mi yoksa kadın mı olduğunu), ören ailenin veya kişinin ailesini mensup olduğu oymağı, ören kişinin bekar ya da evli mi olduğunu belirtecek özelliklerde örülmekteydi. Günümüzde Ulaş ve havalisinde dokunan çoraplar, genelde düz ve tek renkli olarak erkekler için, değişik renkte olanlar da kadınlar için örülmektedirler. Örülen bu çorapların üzerine, halı ve kilimlerde olduğu gibi birçok desen ve motifler işlenmektedir. Bu desen ve motifler ise genelde Ulaş ilçesinin iklimsel özelliklerini, karakterize edecek şekilde betimlenerek çoraplara şekil ve nakış olarak işlenmiştir. Bitkiler, hayvanlar, çeşitli eşyalar ve semboller konulmaktadır. Yöremizde çeyiz için hediyelik çoraplara “töre” adı verilirdi.
Dantela ve oya yapımı en çok el emeği ve göz nuru isteyen el sanatlarından birisidir. Bu el sanatları türü de Türk kadının maharetini gösterdiği ve yaratıcılığını ve üstün becerisini tekniğiyle birleştirip aşk ve heyecanını, duygu ve düşüncelerini, özlem ve hasretlerini iplik iplik iğne iğne ve nakış nakış işlemiş olduğu endişe ve sevinçlerini yansıtan bir endüstri koludur.
Köylerde, özellikle yaşlı insanlar ve gelenekleri sürdürmeden yana olanlar, hala eski giyim kuşamda ısrar edilir. Özellikle kadınlar, üç peşli olarak adlandırılan, topuklara kadar inen üç yırtmeçlı elbise giyerler, belleriğne püsküllü şal kuşak bağlarlar. Üç peşlinin eteklerini toplayarak kuşağın arasına sokarlar. önlerine peştamal bağlarlar. Başlarına fes takarlar ve fesin üzerine gümüş paralarla süslü tac takarlar. Elbiseler genellikle divitinden yapılmıştır. Bununla birlikte özel günler için diktirilen üç peşli, ipekliden olur. Renkleri koyu kırmızı, mavi ve yeşil olur. Bununla birlikte günlük işleri yaparken giyilen şalvar, beli lastikli, topuklara kadar inip geniş bir giysidir.
İş yaparken elbiseler şalvarın içine konur. Şalvarlar satenden dikilmiştir. Yine canlı, göz alıcı, renklerle bezeli kumaşlardan dikilmiş, belden büzgülü fistanlar giyilir. Fistanlar uzundur. Topuklara kadar inilebilir. Fistanın üzerine kollu, kolsuz, ince ve kalın hırka, kazak, yelek giyilir. Yaşlı kadınlar başlarını koyu renk yazma, genç kızlar ve gelinler ise beyaz tülbentle örterler. Bu tülbentlerin kenarları oya, boncuk veya pullarla süslüdür veya kenarı püsküllüdür. Gelinler, mutlaka ağızlarını tülbentleriyle kapatırlar. Böylece evin gelini evdeki diğer genç kızlardan ayırd edilir. Kadınlar ayaklarına iseelde örülen patik giyerler. Ayakkabı olarak;kundura, naylon ayakkabı, ökçesiz lastik ayakkabı giyerler.
Erkekler ise ceket, pantolon giyer, başlarına şapka örterler. Bazı yaşlılar ev tezgahlarında dokunan kumaştan yapılan şalvar giyerler. En içte ise adına “köynek” denilen beyaz patiskadan yapılmış bir giysi vardır. Köynek altkı üstlüdür. Köynek üstüne gömlek ve onun üzerine yelek giyilir. yelekler çoğunluk önden cepli, koyu renklidir. Ön üste ise cebi bulunur. Gümüş köstekli saat bu cebe konur. Ayağa ise kara lastik veya çarık giyilir. Çarık sırımlarla ayağa bağlanır. Özellikle yaz günlerinde giyilen çarık ayağı sıkmasın diye akşam eve gelindiğinde suda ıslatılır.
Bayramlarda, düğünlerde, kente giderken kadınlar ve erkekler gerilik elbiseleini giyerler. Bu elbiseler böyle günlerde giyilir. Sonra çıkarılıp kaldırılır. Çorap olarak erkekler elde örülmüş, yünden yapılmış düz, beyaz nakışlı çorap giyilmişse pantolon paçaları çorabın içine sokulur.
12.07.2013
24.04.2013
Ahşap Gözetleme Külübesi
Türkiyenin her Yerinden Ahşap Gözetleme Külübesi Ev Külübe Çardak
Yapma Düzenleme Onarım
İstediginiz Ölçüde İtina İle Yapılır
13.12.2012
Sivas
English
Sivas
Sivas province, the Republic of Turkey is a province in Central Anatolia Region. Sivas province, between Mesopotamia and the Black Sea in the regions where the caravan passed by, and visit the merchants in the Seljuk period, has become a center. In our country, then most of Konya Seljuk works for the city is Sivas. Belong 13.yüzyila Gök Medrese, the twin-minaret medrese medrese and blue tiles in terms of art are definitely worth seeing places. Ulu Mosque was constructed in the year 1100. Moreover, Turkey's Sivas Province is the second largest in terms of area, is another feature is that it is Turkey's largest settlements.
Sivas arid geographical perspective, unfortunately, less green, is a harsh climate. To the extent that can be grown, but permit Ikliminin cereal products, sugar beet, potato products, such as.
War has laid the foundation of the Turkish Istiklâl Seljuk era of the giant fancy work, in terms of area in Konya after the second of a province. Most of the territory of Sivas province of Central Anatolia Kizilirmak's up the other part of the Black Sea and Eastern Anatolia regions, and 35 ° 50 'and 38 ° 14' east longitude and 38 ° 32 'and 40 ° 16' north latitude and is located between. North from Giresun, Ordu and Tokat, Erzincan east, south, Malatya, Kahramanmaras, Kayseri, Yozgat province from the west is surrounded by. Traffic 58'dir number.
The name of the root
The name of the city's name in ancient times the city is exploring the evolution of the word Sebastian became Turkish today. Sebastian the Greek name of the 'respectable, yüce' means that the Greek Augustus'un Latin is money. This city founded by pontuslar in honor of the Roman Emperor Augustus has been called his name would portend.
Before the nation dry by rumor among people of Sivas under trees boiling springs had three. This spring, thank God, gratitude to parents and have little means to feel compassion. This spring, the three "Sipas Water" was also. Over time, the three springs of the sacred number of a small settlement was established around and "Sipas" was named. According to a rumor the other old folk name of Sivas "Sibasipler" comes from. Sivas Talavra in the first ages, Megalapolis, Kara has been and is an Diyapolis names.
Another related story is the name of Sivas, the city's name in Persian "three mills" mânâsina the "Sebaste" word comes from; Sebaste name as time Sivas is located in public language.
History
In recent years, based on excavations in the ancient mammoth, rhino and tiger fossil was found. (As a result of excavations Haliminhani'nda) and are therefore to open a museum in Sivas. Hafik Lake, Mound Pilir the Tepecik the Mound with the shores of Lake Tödürge Zara Kangal District and Poplar township of Çukurtarla findings have been obtained Prehistoric Mound in the mills. Argaz and around Mound Yildizeli Kalkolitik age (mine M.Ö.5000 Stone Age-3500) with the Bronze era (M.Ö.3000-1500) findings have been obtained for. In early written history of Sivas M.Ö.2000 starts with the Hittites and the center of the village with Tatlicak in Uzuntepe village and burial mound in the Hittite texts Gürün Sugul Valley are the major Hittite settlement areas. Through the Balkans to Anatolia, the Phrygian, Hittite and Phrygian Sivas'ta eliminate the result of the placement is seen on the second floor of the Hittite settlement areas. Also the famous King's Road in Sivas Lidyalilar time is passing.
After the city government established in Anatolia from the Persian domination of the Roman Empire linked the timing of the major road junction on the city's housing is now the name is known and Sebasteia. This name, according to the rumor of the king of Pontus and the Roman Emperor Polemonos'un wife given Pitodoris'ce is dedicated Augustus'a.
Entering the Roman Empire dominated the city, 395'te Eastern Roman (Byzantine) Empire to the lands allotted in kaldi.1059 also entered Anatolia and the Turkmen forces Alparslan 1064'te few of the front of the Seljuk prince Elbasan Sivas region is provided in the rule that short time, the region's to enter the Turkish domination in 1071 took place after Victory Malazgirt. A short time remaining in the Seljuk rule was established in Sivas Beyligi 1075'te Danismend. Etiolation of the throne with Beylikler Danismend fight again after the Anatolian Seljuk combining I. Mesud, 1152'de Sivas was then captured.
Involving the Byzantine throne, and the dominance of people during a fight between the Anatolian Seljuks and Danismendliler is constantly changing hands Sivas, 1175'te by II.Kiliçarslan connected to exactly Selçuklu. Later, the capital of Sivas Izzeddin Keykavus yapmis, remains day to day long term expansion in Sivas Sivas city are flourishing and in 1217 was the Sifaiye Medresesi. Scientists to collect in the city of Sivas have made a major science center. Izzeddin Keykavus'un tomb, you are in the madrasas.
Died in the year 1220 instead of Izzeddin Keykavus I. Alaeddin Keykubat became ruler. This period of Anatolian Seljuk period, was most promising. Carefully following the Mongol invasion and try to take precautions and walls of Sivas çevirerek 1224'de Sultan brought into protected status. Bad management in lieu during II.Giyasettin Keyhüsrev'in the people through the wringer, was plundered in 1240 during riots in the Sivas. To intimidate civilians Selçuklu soldiers mobilized to see that the Mongols were taking action to conquer Anatolia. The defeat suffered in the war Keyhüsrev'i 1243'te Kösedag Giyasettin Mongol forces, Sivas and occupied. Is dependent on the Mongol Seljuk, a time established by the Mongolian government and the administration has been inspired. A major development in this period Sivas province show was an important city of commerce and science.
Until half a century in Anatolia in the ongoing transfer Ilhan inhabitants were settled in Sivas Governor Demirtas and declared the independence of the sultanate has continued for many years in Sivas. During the next Governor of Sivas in Demirtas, Alaeddin Giyasettin Mehmet Eratna son, Alaeddin Ali and his son Mehmet Bey'dir. After the death of the last seven years instead of Ali Bey Mehmet Bey and the move away from the sultanate Burhaneddin Kadi referred to in Sivas state has established its own name. Many efforts to repair the Sivas shown around the walls of the trench is dug, the castle has been repaired. With the head of the tribal land Akkoyunlu Osman was murdered instead of the end of combat is the son Alaeddin history. In the meantime, Timur began raids in Anatolia. Ottoman Sultan Yildirim Beyazit near Amasya to Sivas was then taken. Karaman in the south can not rely on people Alâeddin pressure, the city was delivered to the Ottomans. Delivered with an invitation to Sivas Yildirim Beyazit area, the city designated as the governor of the biggest Sehzade gave orders to Solomon. Have passed into the hands of the Ottomans after a year Sivas 1400 Timur's ridden in a while then moved back to the Ottoman domination. Sivas during the Ottoman Empire into a state center in Amasya, Çorum, Tokat, Malatya and Kayseri province of Sivas in particular has been linked to a flag. As mentioned in Evliya Çelebi Sivas time travel is one of the most important state (40 primary schools, 1000 shops, 19 inns, 40 fountains that are mentioned).
Many governors appointed in Sivas, they never forget the name is not going to be perhaps the Halil Rifat Pasha's the roads, bridges, inns and mansions still to serve our people.
Turkish
Sivas
Sivas ili, Türkiye Cumhuriyeti'nin Iç Anadolu Bölgesinde yer alan bir ildir. Sivas ili, Mezopotamya ve Karadeniz arasinda kervanlarin geçtigi bölgede oldugu için, Selçuklular döneminde tüccarlarin ziyaret ettigi bir merkez haline gelmistir. Ülkemizde Konya'dan sonra en çok Selçuklu eserinin bulundugu il Sivas'tir. 13.yüzyila ait Gök Medrese, çifte minareli medrese ve mavi medreseleri çini sanati açisindan mutlaka görülmeye deger yerlerdir. Ulu Camii ise 1100 yilinda insaa edilmistir. Ayrica Sivas Türkiye'nin yüzölçümü açisindan en büyük ikinci ilidir, baska bir özelligi ise Türkiye'nin en büyük yerlesim birimi olmasidir.
Sivas cografi açidan kiraç, yesili maalesef az, sert iklimli bir yerdir. Ikliminin elverdigi ölçüde yetistirilebilen ancak tahil ürünleri, seker pancari, patates gibi ürünlerdir.
Türk Istiklâl Savasinin temellerinin atildigi, Selçuklu devrinin dev eserleriyle süslü, yüzölçümü bakimindan Konya’dan sonra ikinci sirada yer alan bir ilimiz. Sivas ili topraklarinin büyük kismi Iç Anadolu’nun yukari Kizilirmak bölümünde diger kisimlari ise Karadeniz ve Dogu Anadolu bölgesinde olup, 35° 50’ ve 38° 14’ dogu boylamlari ile 38° 32’ ve 40° 16’ kuzey enlemleri arasinda yer alir. Kuzeyden Giresun, Ordu ve Tokat; dogudan Erzincan; güneyden Malatya, Kahramanmaras, Kayseri; batidan Yozgat illeriyle çevrilidir. Trafik numarasi 58’dir.
Adinin Kökeni
Sehrin adi kentin antik dönemdeki adi olan Sebastia sözcügünün evrimleserek Türkçelesmesiyle bugünkü halini almistir. Sebastia ismi de yunancada 'saygideger, yüce' anlamina gelir ki, Latince Augustus'un yunanca karsiligidir. Bu da pontuslar tarafindan kurulan kentin Roma Imparatoru Augustus onuruna onun ismiyle adlandirildigina delalet eder.
Halk arasindaki rivâyetlere göre ise Sivas kurulmadan önce ulu agaçlar altinda kaynayan üç pinar varmis. Bu pinar Tanriya sükür, ana ve babaya minnet ve küçüklere sefkat duygularini ifâde edermis. Bu üç pinara “Sipas Suyu” denirmis. Zamanla mukaddes sayilan bu üç pinarin etrâfinda küçük bir yerlesim merkezi kurulmus ve “Sipas” ismi verilmistir. Diger bir rivâyete göre ise Sivas ismi eski kavimlerden “Sibasipler”den gelmektedir. Sivas ilk çaglarda Talavra, Megalapolis, Karana ve Diyapolis isimleriyle anilmistir.
Sivas ismi ile ilgili bir baska rivâyete göre ise, kentin adi Farsçada “üç degirmen” mânâsina gelen “Sebast” kelimesinden gelmektedir; Sebast ismi zamanla halk dilinde Sivas olarak yerlesmistir.
Tarihçe
Son Yillarda yapilan kazilarda çok eskilere dayanan mamut,gergedan ve kaplan fosilleri bulunmustur. (Haliminhani'nda yapilan kazilar sonucunda) Ve bu nedenle Sivas’a müze açilacagi belirtilmistir. Hafik Gölü, Pilir Höyügü, Zara Tödürge Gölü kiyisindaki Tepecik Höyügü ile Kangal Ilçesi Çukurtarla ve Kavak Nahiyesi Höyük degirmeninde Prehistorik buluntular elde edilmistir. Yildizeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik çag (maden tas devri M.Ö.5000-3500) ile Tunç devri (M.Ö.3000-1500) buluntulari elde edilmistir. Sivas'in yazili tarihi M.Ö.2000 yili baslarinda Hititlerle baslamakta olup, merkez Tatlicak Köyü ile Uzuntepe köylerinde bulunan höyük ve Gürün Sugul Vadisindeki Hititçe yazilar baslica Hitit yerlesim alanlaridir. Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelen Friglerin, Hititleri ortadan kaldirmalari sonucu Sivas'ta Frig yerlesimi Hitit yerlesim alanlarinin üst katlarinda görülmektedir. Lidyalilar zamanindaki meshur Kral Yolu da Sivas'tan geçmektedir.
Anadolu'daki Pers egemenliginden sonra kurulan sehir devletlerinin zamanla Roma Imparatorluguna baglandigi, önemli yol kavsagi üzerinde bulunan simdiki sehir merkezinin iskan edildigi ve Sebasteia adini aldigi bilinmektedir. Bu ad, rivayete göre Pontus Krali Polemonos'un karisi Pitodoris'ce verilmis ve Roma Imparatoru Augustus'a ithaf edilmistir.
Roma Imparatorlugu hakimiyetine giren sehir, 395'te Dogu Roma (Bizans) Imparatorluguna ayrilan topraklar içerisinde kaldi. 1059'da Anadolu'ya giren Türkmen güçleri ve 1064'te Alparslan'in önünden kaçan Selçuklu sehzadesi Elbasan Sivas yöresinde kisa süre hakimiyet saglamissa da, bölgenin Türk egemenligine girmesi 1071 Malazgirt Zaferinden sonra gerçeklesti. Kisa bir süre Selçuklu hâkimiyetinde kalan Sivas'ta 1075'te Danismend Beyligi kuruldu. Danismend Beyliginin taht kavgalari ile zayif düsmesinden sonra Anadolu Selçuklularini yeniden birlestiren I.Mesud, 1152'de Sivas'i ele geçirdi.
Bizanslilarin da karistigi taht ve egemenlik kavgalari sirasinda Anadolu Selçuklulari ile Danismendliler arasinda sürekli el degistiren Sivas, 1175'te II.Kiliçarslan tarafindan kesin olarak Selçuklulara baglandi. Daha sonra Izzeddin Keykavus Sivas'i baskent yapmis, uzun müddet Sivas'ta kalarak günden güne genisleyen Sivas Sehri mamur edilmis ve 1217 yilinda Sifaiye Medresesini yaptirmistir. Ilim adamlarini Sivas'ta toplayarak sehri büyük bir ilim merkezi haline getirmistir. Izzeddin Keykavus'un türbesi, yaptirdigi medrese içinde bulunmaktadir.
1220 Yilinda Izzeddin Keykavus ölünce yerine I. Alaeddin Keykubat hükümdar oldu. Bu dönem Anadolu Selçuklularinin en parlak dönemi oldu. Mogol istilasini dikkatle izleyen ve önlemler almaya çalisan sultan 1224'de Sivas'i surlarla çevirerek korunakli duruma getirdi. Yerine geçen II.Giyasettin Keyhüsrev'in kötü yönetimi sirasinda sikinti çeken halk, 1240 yillarinda ayaklanarak Sivas'i yagmaladi. Selçuklu askerlerinin sivilleri sindirmek için seferber oldugunu gören Mogollar Anadolu'yu ele geçirmek üzere harekete geçtiler. Giyasettin Keyhüsrev'i 1243'te Kösedagi Savasinda yenilgiye ugratan Mogol güçleri, Sivas'i isgal ettiler. Mogollara bagimli duruma gelen Selçuklulari, bir süre de Mogollar tarafindan kurulan Ilhanli devleti ile idare etti. Sivas ili bu dönemlerde büyük bir gelisme göstererek önemli bir ticaret ve bilim kenti olmustur.
Anadolu'da yarim asir kadar devam eden Ilhanlilar devrinde Vali Demirtas Sivas'a yerlesmis ve istiklalini ilan ederek Sivas'ta uzun yillar saltanatini sürdürmüstür. Demirtas'tan sonraki Sivas Valisi sirayla, Alaeddin Eratna oglu Giyasettin Mehmet, Alaeddin Ali ve oglu Mehmet Bey'dir. Ali Bey'in ölümünden sonra yerine geçen yedi yasindaki Mehmet Bey'i Kadi Burhaneddin saltanatindan uzaklastirarak Sivas'ta kendi adiyla anilan devletini kurmustur. Sivas'i onarmak için de birçok çabalar göstererek surlarin etrafinda hendekler kazdirilmis, kaleleri tamir ettirilmistir. Akkoyunlu asireti reisi Kara Osman'la yaptigi muharebe sonunda katledilmis yerine oglu Alaeddin geçmistir. Bu sirada Timur Anadolu'ya akinlari baslamistir. Osmanli padisahi Yildirim Beyazit Amasya'yi almis Sivas'a yaklasmistir. Güneyde Karamanlilarin baskisina dayanamayan Alâeddin, sehri Osmanlilara teslim etmistir. Bir davetle Sivas'i teslim alan Yildirim Beyazit, sehri vali olarak tayin ettigi en büyük Sehzadesi Emir Süleyman'a vermistir. Sivas Osmanlilarin eline geçtikten bir yil sonra 1400 yilinda Timur'un istilasina ugramis, bir süre sonra tekrar Osmanli hakimiyetine geçmistir. Sivas Osmanli Imparatorlugu döneminde eyalet merkezi haline getirilerek Amasya, Çorum, Tokat kismi olarak Malatya ve Kayseri illeri Sivas'a bagli birer sancak olmustur. Evliya çelebi Seyahatnamesi'nde belirtildigi gibi Sivas zamaninin en önemli eyaletlerinden biridir. (40 ilkokul, 1000 dükkân,19 han, 40 kadar çesmesi oldugundan bahsedilir.)
Sivas'a birçok vali atanmis, bunlar içinde belki de ismi hiç unutulmayacak olan Halil Rifat Pasa'nin yaptirdigi yollar, köprüler, hanlar ve konaklar halen halkimizin hizmetindedir.
12.12.2012
Akıncılar İlcesi Tanıtımı 5
İlçe
merkezi Kızıldağın kuzey eteğinde bulunan Karadağ'ın Kelkit vadisine
bakan yamaçlarında Samsun-Erzurum karayolunun 4 km. güneyinde
kurulmuştur.
Karasal
iklim ve Karadeniz iklimi arasında geçiş tipi iklim özelliğine sahip
olan İlçede, bu iklim özelliği nedeniyle bitki örtüsü zengindir.
AKINCILAR KÜLTÜR VE TURİZİM
FESTİVALLER;
Her yıl Ağustos ayını son haftasında Akıncılar Kültür, Sanat ve Kavun
yapılmaktadır. Festival, Kelkit vadisinin en uzun soluklu ve yaz
mevsiminde bölgede en son yapılan şenliğidir. Bu yıla kadar 11.si
yapılan festival 1995 yılından beridir, hem ilçe tanıtımı hem de
gurbetteki insanla sıladaki insanı kavuşturup hasret giderme özelliği
ile de vazgeçilmez olmuştur.
Camiler;
ilçe merkezi ve köylerinde tarihi ve kültürel değeri eskiye
dayalı olmakla birlikte yeni camiiler mevcut olup, bunlardan İlçe
merkezinde 3 camii vardır. Akıncılar Yukarı Mahallede bulunan
Hatipoğlu Camii en eski camiidir.
Türbeler; ilçeye bağlı Doğantepe Köyünde Bahattinşeyh Türbesi, Yusufşeyh Köyünde Yusufşeyh Türbesi vardır.
- Bahattinşeyh Türbesi:
Hicri 1320 (Miladi 1886) tarihli Sivas Salnamesinin 452. sayfasında;
(
Meşhur Allah dostlarından Kara Yakup Gazi, Şeyh Bahaeddin Veli ve Çoban
Dede’nin türbeleri ismi geçen ilçede bulunup zaviyeleri hayatta ve
faaliyettedir. Adı geçen Kara Yakup Ağa ilk dört büyük halifeden Hz.
Ebu Bekri’s-Sıddık (r.a.)’ın temiz neslinden olup zaviyeleri hizmete
amadedir. Şeyh Bahaaddin Veli’nin çilehanesi dağın bitiğinde bulunup
asasıyla çıkardığı suyun damlaları tesbih tanesi gibi farklı renklerde
gözler önünde canlanır.) denilmektedir.
Bir
yazıya göre de Hazreti Peygamber efendimizin sahabelerindendir, Hazreti
Peygamberimizin "Hepiniz bir ok atıp okların bulunduğu istikamete
gidiniz ve orada İslamiyet’i yayınız" emrine uyar. Şeyh Bahattin
Hazretleri de okunu bu köyümüze gelir bulur. Civar il, ilçe ve köyler
Bahattinşeyh’in Türbesine gelerek buralarda mevlit okuturlar.
Mağaralar;
Akıncılar merkezde "Deliklitaş" adında bir mağara ya da eskiden
kiliseye bağlantısı olduğu sanılan yeraltı tüneli, Doğantepe köyünde
Bahattinşeyh deresinde Çilehane adında bir mağara bulunmaktadır.
Kalıntılar;
Göllüce Köyünde 1800’lü yıllrdan kalma Kilise kalıntısı, Aşağı Yeniköy
sınırları içerisinde Çeçen Beyleri zamanından kalma Hamam Kalıntısı
bulunmaktadır. Ayrıca İlçe Merkezinde bulunan ve halk arasında "Gönen
Çeşmesi" diye bilinen fakat asıl adının kitabesinde "Sultan Süleyman"
Çeşmesi” olduğu belirtilen çeşme vardır.
3- Sultan Süleyman Çeşmesi (Gönen Çeşmesi) (Akıncılar İlçe Merkezi)
“1647
tarihli kitabesinde Ezbider'in o tarihlerde Şebinkarahisar'a bağlı bir
köy olduğu belirtilmektedir. Osmanlıca yazılı olan bu kitabede;
"Karahisar-ı Şarkiye bağlı Ezbider köyü Sultan Süleyman Çeşmesi, Allah
ona rahmet etsin ve onu affetsin, bu çeşmenin yapılmasına sebep olan.
Sultan İbrahim'in oğlu Sultan Mehmet'in Allah mülkünü ve saltanatım daim
eylesin" yazılıdır.”
Kaleler; Doğantepe Köyünde Roma-Bizans devrine ait olduğu sanılan bir kale mevcuttur.
Mesire
Yerleri; Kılıçkaya Barajı göl alanı kıyısında Kayı boğazı mevkii,
Akıncılar Karadağ'da Damdüzleri mevkii, Kılıçköy Koruluğu ve
Kızıldağ'da Alaattin Çiftliği ve yöresi yaz aylarında piknik
yerleri olarak kullanılır.
Av
Turizmi Ve Balıkçılık; Akıncılar ve çevresinde eti yenen av
hayvanlarından; tavşan, keklik, ördek avı, ayrıca eti yenmeyen
hayvanlardan; kurt, tilki, ve son yıllarda özellikle ziraat ürünlerine
fazlaca zarar veren yaban domuzu avı yapılmaktadır. Kızıldağ'da
alabalık, Kılıçkaya barajı gölü Kelkit ve Şeyhnigar çaylarında
sazan ve yayın balığı avı yapılmaktadır.
Sağlık
(Kaplıca) Ve Dağ Turizmi; ilçemizde önemli bir kaplıca bulunmamakla
birlikte yapılan araştırmalarda, Eskibağ köyünde Çermik mevkiinde
bulunan bir maden suyu kaynağının böbrek ve idrar yolu
hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. Doğantepe Köyünde
Bahattinşeyh Türbesi yakınında kaynak olarak çıkan ekşi suyun,
içildiğinde böbrek ve idrar yolu hastalıkları, yıkanıldığında ise
deri hastalıklarını iyileştirdiği söylenir.
Kış aylarında dağ turizmi imkanları yoktur. Ancak yaz aylarında Kızıldağ gezilmektedir.
AKINCILAR İLÇE EKONOMİ
İlçenin temel geçim kaynakları tarım, hayvancılık ve arıcılıktır.
§
Yeraltı zenginliklerinden Doğantepe ve Kılıçköy'de
krom yatakları vardır. Ancak son yıllarda işletme durmuştur. DSİ kanal
çalışmalarında Akıncılar Hınterler mevkiinde Linyit kömürüne
rastlanmıştır.
§
Akıncılarda bir Ziraat Bankası Şubesi, Akıncılar
Sulama Birliği, Tarım Kredi Kooperatifi, Köylere Hizmet Götürme Birliği,
S.S. Akıncılar Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, S.S. Akıncılar
Taşıyıcılar Kooperatifi faaliyettedir. Bu kuruluşların ilçenin ekonomik
hayatına katkıları oldukça fazladır.
§
Akıncılar’da her yıl Ağustos ayının son haftasında
veya Eylül ayının ilk haftası “Kavun Festivali” yapılmaktadır.
§
İlçede genelde hayvancılığa dayalı tesisler gelişme
göstermekte olup, mandıracılık ve süt entegre tesisi mevcuttur. Ayrıca
demircilik, oto tamirciliği de yapılan işler arasındadır.
§ İlçede küçük sanayi sitesi bulunmamaktadır.
AKINCILAR İLÇE NÜFUS
2010 yılı TÜİK verilerine göre toplam nüfus 5.518 kişidir.
2000
yılı nüfus sayımına göre ilçe nüfusu 8.353 kişidir. İlçe merkezi ve
köylerden İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük kentlere doğru büyük
göçler yaşanmıştır. 2010 yılı TÜİK verilerine göre toplam nüfus 5.518
kişidir. İlçe Merkezi Nüfusu 2.796 kişidir.
Akıncılar İlcesi Tanıtımı 4
•Akıncılar
20/05/1990 tarih ve 3644 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan kanunla
Suşehri’nden ayrılarak ilçe olmuştur. İlçede görev yapan kaymakamlar
ise; Mehmet ERGENOĞLU, Avni ÇAKIR, Kemalettin SAKİN, Mahmut HALAL, Murat
ERKAN, Aslan KARANFİL, Ekrem CANALAP, Ziya POLAT, Veysel ÇİFTÇİ, Sait
ÖZKILINÇ, Fırat ÇELİK, Barış Cansu AKTAN, Gökmen ÇİÇEK, Oğuzhan BULUT
ve halen görevde olan Mehmet Fatih YAKINOĞLU'dur.
AKINCILAR İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ
d)Arazi ve iklim koşulları
392
km2 yüzölçüme sahip olan İlçenin güneyindeki Kızıldağ İmranlı
İlçesiyle, kuzeyinde bulunan Kelkit Çayı da Giresun ile sınır
çizmektedir. Kılıçkaya Barajının gölalanı İlçe topraklarının bir bölümü
üzerinde bulunmaktadır.
Akıncılar
İlçesinde ortalama rakım 1000 metredir. En yüksek noktası 3015 metre
ile İmranlı-Akıncılar arasında sınır olan Peynirli Tepesidir. En düşük
rakım Kelkit Vadisindeki 700 metre ile Kayı Boğazı mevkiidir. İlçe
merkezinde ise rakım 900 metredir.
Kelkit
havzası üzerinde Ezbider ovası bulunmaktadır. Ayrıca Kızıldağ'da
Gökalan, Solhun, Hışhış, Beşoluk, Örtülü ve Killik adlı yaylaları
vardır. İlçede ovanın dışında kalan arazi yapısı genellikle engebeli
olup, vadi, plato, bozkır ve meralarla kaplıdır.
Akıncılar İlcesi Tanıtımı 3
Mustafa
Kemal ATATÜRK Erzurum'a gidişinde 29 Haziran 1919 da, Kongre dönüşünde
ise 1 Eylül 1919 Pazartesi günü İlçe topraklarından geçmiştir. Yolda
otomobiline aldığı zamanın Ezbider Mektep Muallimi olan, Sıyrındı'lı
Hoca İsmail Efendiyle birlikte Suşehri'ne kadar beraber yolculuk
etmişlerdir.
•1860 yılında Suşehri ilçe olduğunda Akıncılar (Ezbider) Nahiye olmuştur.
Akıncılar’da
Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte küçük bir Belediye teşkilatının
kurulduğu ve 1932 yılına kadar olan bu kısa dönemde, Hatipoğlu Ali
Efendi ve Hüseyin Efendi ile Uğruncalı Tevfik Efendi'nin Reislik
yaptıkları bilinmektedir.
•1932’de Akıncılar (Ezbider) Sivas’a bağlanmıştır.
•Nüfus Memurluğu kurulmuş, 1974 tarihinde çıkan yangında Hükümet Konağının yanması nedeniyle Suşehri’ ne nakledilmiştir
•1958
yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur. 1962 yılına kadar adı Yukarı
Ezbider olan nahiyenin adı bu tarihte “Akıncılar” olarak
değiştirilmiştir.
1958'den
itibaren Belediye Başkanlığı yapan Başkanlar sırayla şunlardır: Kerim
GÖNEN, Ali İhsan K1L1ÇKAYA, Şerafet ÇELEN, Kemal TEKİN, Ahmet YILMAZ,
Zekai FİRAT, Macit KUMBAROĞLU, Fikret TEKİN ,Yüksel ÇELEN (2 dönem),
Ahmet TEKİN, ve en son Mevlüt ALBAYRAK
•Her
yerde sevilen Başkan sıfatını alan Fikret TEKİN 1992 yılında geçirmiş
olduğu bir trafik kazası sonunda genç yaşta hayatını yitirmiştir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız
Mutluluk Duyarız







.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
